MOSKOVA
Nüfus: 10500000 Yüzölçüm: 994 km2 Rusya’nın başkenti ve en büyük şehri. 1147 yılında kurulduğu kabul edilen şehrin kurucusu Suzdal Prensi Yuri Dolgorukidir (Uzunkollu Yuri). 1238 yılında Tatar-Moğol istilasının ardından tüm diğer Rus prenslikleri gibi Moskova’da Altınordu Devleti’nin egemenliğine girdi. 240 yıldan fazla süren bağımlılık döneminde Moskova gelişimini sürdürdü ve 1328 yılında baş prenslik haline geldi (Bunda o zamanki Moskova Prensi II. İvan’ın vergi toplamadaki becerisi ve zamanında vergisini ödemesiyle Altınordu’nun gözüne girmesinin de etkili olduğu söylenir. II. İvan’ın lakabı Kese İvan anlamına gelen “İvan Kalita” dır). 1480 yılında III. Ivan döneminde Altınordu egemenliği sona erdi ve bağımsızlıklarını elde eden Rus Prenslikleri III. İvan’ın önderliğinde birleşerek Moskova’nın etrafında toparlanmaya başladı. Böylece oluşan Rus Devleti’nin de başkenti Moskova oldu. Son Bizans Prenseslerinden Sofya Poleolog ile evlenen III. İvan, Moskova 3. Roma teorisinden yola çıkarak yeni Konstantinopol yaratma hedefiyle Moskova’da yeniden inşa hareketi başlattı. Rusya’nın değişik bölgelerinden ve İtalya’dan mimarlar getirtti. 1485-1495 yılları arasında bugün Kremlin’de görülen kırmızı tuğlalı sur ve kulelerin inşası gerçekleştirildi. Kremlin’de bulunan Katedral Meydanındaki Katedraller de III. İvan döneminde Rus ve İtalyan mimarlar tarafından yapılmıştır. III. İvan’ın torunu IV. İvan (Korkunç İvan) zamanında Rus toprakları genişledi, Rus Devleti güç kazandı. Kazan ve Astrahan fethedilerek buradaki hanlıklar ortadan kaldırıldı. Kazan’ın ele geçirilişinin şerefine Kızıl meydanda güzelliği ile görenleri büyüleyen Aziz Vasili Kilisesi yapıldı. Korkunç İvan’ın 1584’de ölümüyle tahta oğlu Fedor geçti. Fedor zayıf bünyeli ve hastaydı. O’nun döneminde ülkeyi daha çok perde arkasından kayın biraderi Boris Godunov yönetti. Fedor’dan sonra Boris Godunov çar oldu ancak 1610 yılında Moskova’nın Polonyalılar tarafından işgaliyle sona erecek taht kavgalarının yaşandığı bunalım ve karışıklık dönemi başladı. Moskova’nın işgaline karşı Nijni Novgorod şehrinde Kuzma Minin ve Prens Dimitri Pajarski önderliğinde bir ordu oluşturuldu. Bu ordu Polonyalıları yenerek Moskova’yı işgalden kurtardı. Rus tarihinde 1. Ulusal Kurtuluş Savaşı olarak kabul edilen bu olayın Kahramanları Minin ve Pajarski’nin heykelleri Kızıl Meydan’da Aziz Vasili Kilisesinin önünde bulunuyor. 1613’de 16 yaşında Mihail Romanov’un çar seçilmesiyle 300 yılı aşkın sürecek olan Romanov Hanedanlığı dönemi başlamış oldu. 1682’de Rusya’nın en renkli, ve en ünlü çarı I. Petro (Deli Petro) tahta geçer. Büyük reformlara imza atan I Petro batılılaşma projesi çerçevesinde Moskova’nın egemenliğine son verir ve 1703 yılında bataklıklar üzerinde inşasına başladığı yeni bir şehri St. Petersburg’u 1712 yılında Rusya’nın başkenti yapar. Böylece XIV. yy’dan itibaren Rus tarihinde ön planda olan, 200 yılı aşkın bir süre Rusya’ya başkentlik yapan Moskova yerini St. Petersburg’a bırakarak 2. Plana düşmeye başlar. Başkent olmamasına rağmen Moskova Napolyon’un hedefi olmaktan kurtulamaz. 1812 yılında Muazzam bir orduyla Rusya’ya saldıran Napolyon Moskova’ya yönelir. Borodino’da yapılan kanlı muharebenin ardından Rus ordusunun çekilmesiyle tamamiyle boşaltılmış ve yakılmış Moskova’ya girer bir süre Kremlin’de kalır. Muhattap bulamayan Napolyon stokların tükenmesi ve soğukların başlamasıyla Moskova’yı terkeder. Dönüş yolunda Rus Ordusunun saldırıları ve soğuklardan Ordusu’nun büyük bir kısmını kaybeder. Bu savaştaki zaferin şerefine Moskova’da Kurtarıcı İsa Katedrali yapılır. 1931 yılında Stalin’in emriyle yıkılan Katedral 1990’lı yıllarda yapılan çalışmalar sonunda yeniden inşa edildi. 1917’de gerçekleşen sosyalist devrimle Bolşevikler iktidara gelir ve 1918 yılının Mart ayında Bolşevik Lider Lenin Moskova’ya gelerek Kremlin’e yerleşir, Moskova tekrar başkent olur. Stalin döneminde 1930’lu yıllardan itibaren Moskova büyük değişimler geçirmeye başladı. Eski caddeler modern ve geniş bulvarlar haline getirildi, Bugün büyüklüğü, derinliği ve güzelliği ile ünlü Moskova Metrosu inşa edildi. Şehrin tarihi merkezi büyük zarar gördü. Eski dar caddeler küçük sevimli evler ortadan kaldırıldı. Dine ve kiliseye savaş açan Stalin bir çok Kilise ve manastırı yıktırdı. Bu terörden Kurtarıcı İsa Katedrali’de nasibini alarak yerle bir edildi. büyük ve heybetli binalar inşa edildi. Bunların en ünlüleri 1950’lerde yapılan ve birbirine benzeyen 7 gökdelendir. 
Kruşçev’in başa geçmesiyle konut sorununun çözümüne yönelik olarak hızlı ve içinde küçük dairelerin olduğu 5 katlı apartmanlar inşa edildi. Kruşçev binaları denen bu apartmanlar günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermekten oldukça uzak. Eskiyen ve pek estetik olmayan bu apartmanların büyük bir kısmı Moskova Belediyesi tarafından yıkıldı. Kalanlar ise hazırlanan plan çerçevesinde yıkılacak. Daha çok durgunluk dönemi olarak adlandırılan Brejnev’in zamanında Moskova 1980 olimpiyatlarına ev sahipliği yaptı. ABD’nin ve batılı ülkelerin Sovyetlerin Afganistan’ı işgali sebebiyle boykot edip katılmadığı Olimpiyatlar öncesinde Moskova’da oteller, stadyumlar, spor alanları ve olimpiyat köyü yapıldı. Mihail Gorbaçov ile başlayan perestroyka (yeniden yapılanma) ve glasnost (şeffaflık) politikaları sonrası Moskova’da gece kulüpleri, restoranlar, kumarhaneler, 5 yıldızlı oteller belirmeye başladı. Sovyetlerin çöküşüyle Moskova büyük değişimler geçirmeye başladı. 1992 yılında belediye başkanı olan Yuri Lujkov Moskova’da bir çok başarılı işe imza attı. Başta Kurtarıcı İsa Katedrali olmak üzere Stalin zamanında yıkılan kiliseler yeniden yapıldı. Moskova’ya yeni binalar, Modern iş ve alışveriş merkezleri kazandırıldı. Bu çalışmalarda Yuri Lujkov Türk inşaat şirketleriyle yakın işbirliği yaptı. 1992’den sonra yapılan 3 seçimde de açık farkla belediye başkanlığını kazanan Lujkov, Stalin’den sonra Moskova’nın çehresini en çok değiştiren kişi olarak anılıyor. 
Kremlin Rus çarları ve Sovyet liderlerine ev sahipliği yapan Kremlin, Moskova’nın merkezinde yer alıyor. Rusya’nın kalbi olarak nitelendirilen Kremlin’in kelime anlamı kaledir. Rusya Federasyonu Devlet Başkanliğı Kremlinde bulunuyor 1156’da yapılan ilk ahşap Kremlin 1238 Altınordu Devleti saldırıları sırasında bir yangın geçirdi. XIV. yüzyılın ikinci çeyreğinde ikinci ahşap Kremlin yapıldı. III. Ivan zamanında Altınordu egemenliğinin sona ermesinin ardından dağınık halde bulunan Rus Prenslikleri toparlanarak Rus Devletini oluştururken III. İvan bu devlete layık bir başkent olması gerektiğini düşünerek Kremlin’in yeniden inşası emrini verdi. Bu amaçla Rusya’nın ünlü mimarları ve İtalyan mimarlar Moskova’ya davet edildiler. Bu yeniden inşa hareketinde Rusların kendilerini Bizansın devamı olarak görmelerinin ve ortodoksluğun yeni merkezinin Moskova olduğu düşüncesinin de etkili olduğunu belirtmek gerekir. Bugün gördüğümüz Kremlin o günlerin mirasıdır. Kremlin’in ortasında yer alan Katedral meydanı ve meydandaki kiliseler, rus geleneksel mimarisi ile Rönesans etkisindeki İtalyan mimarisinin bir sentezidir. Burada bulunan Uspenski (göğe yükseliş) Katedrali 1475-1479 yıllarında yapılmış. Bu Katedral Korkunç İvan’dan itibaren tüm çarların taç giyme töreninin yapıldığı yerdir. Başkent St. Petersburg olduktan sonra bile her çar veya çariçe taç giyme töreni için buraya gelmiş. Katedral aynı zamanda Moskova Metropolitlerinin ve Rus Patriklerinin gömüldüğü yerdi. Katedralin duvarları dibinde bu mezarlar görülebilir. Meydanda bulunan diğer Katedral Archangel Michael (Başmelek Mikail). Katedralinin yapım tarihi 1505-1508. Burada I. Petro’ya kadar tüm rus çarlarının mezarları bulunuyor. Başmelek Katedrali’nin karşısındaki 1487-1491 yıllarında yapılan Tebliğ Katedrali prens ve çarların özel ibadethanesi olarak işlev görmüş. Katedral meydanının batısında yer alan Büyük Kremlin Sarayı 1839-1849 yılları arasında yapılmış. Devlet resepsiyonları, nişan ve madalya törenleri burada düzenleniyor. Büyük Kremlin Sarayı’nın yanında şu anda müze olan Silahhane bulunuyor. Silahhane’de Çarlık döneminin eşyaları, kimi çar ve çariçelerin elbiseleri, taht ve taçları, çarlara gelen hediyeler ve kullandıkları at arabaları sergileniyor. Kremlin’e ziyaretçilerin kabul edildiği Kutafya Kulesinden girdikten sonra sağ tarafta görülen büyük bina, Sovyetler Birliği döneminde yapılan Büyük Kongre sarayıdır. SBKP’nin kongreleri burada yapılıyordu. Günümüzde konser, tiyatro ve bale gösterileri gibi kültürel etkinlikler burada gerçekleştiriliyor. Kremlin’de bulunan çar topu 16. Yy sonlarında yapılmış. Dünyanın en geniş çaplı olan ve hiç kullanılmayan bu topun ağırlığı 40 ton. Yine hiç kullanılmayan ve 202 ton ağırlığındaki dünyanın en büyük çanı Çar çanı da Kremlin’de görülebilir. 
Kızıl Meydan Moskova’nın hatta Rusya’nın ana meydanı. Yüzölçümü 77000 m2. Resmi geçitler ve önemli kutlamalar Kızıl Meydan’da gerçekleşiyor. Kızıl Meydan’ı çevreleyen yapılar içinde en çok dikkat çekeni şüphesiz renkli soğan kubbeleriyle peri masallarından fırlamış gibi duran Aziz Vasili Kilisesi. Kilise Kazan’ın ele geçirilişinin ardından 1555-1561 yıllarında yapılmış. Kilisenin karşısında, meydanın öbür ucunda 1883  yılında yapılan kırmızı tuğlalı tarih müzesi yer alıyor. Kremlin duvarlarının dibinde göze çarpan kırmızı granit ve siyah labrador yapı Komünist Partisinin ve Sovyetler Birliği’nin kurucusu Bolşevik Lider Lenin’in mozalesi. GUM alışveriş merkezi mozalenin tam karşısında bulunuyor. Bugün Uluslararası markaların satıldığı lüks bir alışveriş merkezi olan GUM 1895’te yapılmış. 
Moskova Metrosu Heykeller, mozaikler, dev avizeler ve değişik süslemelerle adeta bir müze görünümünde olan ünlü Moskova Metrosunu mimari eser olarak nitelemek yanlış olmaz. İlk hattı 1935’de açılan metro 11 hattan ve 170’den fazla istasyondan oluşuyor.
Arbat Sokağı Araç trafiğine kapalı olan Arbat Sokağı Moskovalıların boş zamanlarında gezip dinlendiği, yerlerin başında geliyor. Sokak, hediyelik eşyaların satıldığı tezgahları ve mağazaları, şirin kafeleri, restoranları, sokak müzisyenleri ve ressamlarıyla ilgi çekiyor. Rus edebiyatının Babası sayılan Aleksandr Puşkin ve Karısı Natalya’nın bir dönem yaşadığı ev de Arbat Sokağındadır. Puşkin Devlet Sanat Müzesi 1912 yılında açılan Puşkin Sanat Müzesinde eski çağlardan günümüze batı eserleri sergileniyor. Resim galerisinde Avrupa resim sanatının Rubens, Rembrandt, Botiçelli, Poussin, Titian gibi önde gelen isimlerinin eserleri bulunuyor. Puşkin Sanat Müzesi Empresyonist ressamların geniş bir kolleksiyonuna da sahip. Müzede Truva Hazinesinin sergilendiği Truva salonu özellikle Türkiye’den gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor. Tretyakov Galerisi Rus resim sanatının geniş bir kolleksiyonunu barındıran galeri, adını Kurucusu Pavel Tretyakov’dan alıyor. Zengin bir tüccar olan Tretyakov, Kardeşi Sergey Tretyakov ile genç yaşta rus sanat eserleri toplamaya başlamış. Sanatçılara verdiği destek ve yaptığı yardımlarla gerçek bir sanat sever ve sanatçı dostu olan Tretyakov,1850’li yılların başlarında toplamaya başladığı ve yaklaşık 40 yılını verdiği kolleksiyonunu 1892 yılında Moskova’ya armağan etmiş. Galeride 11. yy’dan başlayarak günümüze kadar değişik dönem ve sanatçılara ait eserler sergileniyor. Bunların arasında Rus ikona sanatının Ünlü ismi Andrey Rublyov’un “Teslis” (kutsal üçlü), ikonası, Aleksander İvanov’un “İsa’nın İnsanlara Görünüşü” adlı muhteşem tablosunun yanısıra, Surikov, Repin, Maleviç, Ayvazovski gibi sanatçıları sayabiliriz. Borodino Panorama Müzesi 1812 yılında büyük bir ordu toplayarak Rusya’ya saldıran Napolyon Moskova’ya yöneldi. 26 Ağustos 1812 tarihinde Borodino köyü yakınlarında Napolyon’un ordusuyla Mihail Kutuzov komutasındaki Rus ordusu arasında 15 saat süren ve iki tarafında ağır kayıplar verdiği kanlı bir muharebe gerçekleşti. Rus tarihinin kahramanlık sayfaları arasında yerini alan bu muharebenin 150. Yıldönümünde 1962 yılında Borodino Panorama Müzesi açıldı. Müzede muharebeyi anlatan 115 metre uzunluğunda, 15 metre yüksekliğinde 360 derecelik panoramik tablo sergileniyor. Franz Alekseyeviç Rubo tarafından 1912 yılında yapılan tablo, savaş alanının panoramik görüntüsünü yansıtıyor ve izleyenler kendilerini bir an savaşın içindeymiş gibi hissediyor. 
Kurtarıcı İsa Katedrali 1812 yılında Napolyon’a karşı yapılan savaşın ardından elde edilen zaferin anısına Moskova Nehri’nin kıyısında, Kremlin’e uzak olmayan bir noktada inşa edilen Katedral’in mimarı Konstantin Thon. 1839’da başlayan katedral inşaatı 44 yıl sürdü ve 1883 yılında bitirildi. Katedral 1931 yılında Stalin’in emriyle yıkıldı. Yerine muazzam büyüklükte bir kongre sarayı yapılması planlanıyordu. Bu plan hayata geçirilemedi. Kruşçev döneminde buraya bir havuz yapıldı. 1994’ de tekrar yapımına başlanan katedral 1997’de kısmen açıldı. Yapımı 2000’de tamamlanan Katedral 19 Ağustos’da Rusya Patriği II. Aleksey tarafından kutsanarak faaliyete geçti. Bolşoy (Büyük) Tiyatro Rusya’nın ve Dünya’nın en ünlü opera ve bale tiyatroları arasında bulunan Bolşoy Tiyatro 1776 yılında kuruldu. Rus kültür hayatının en önemli kurumlarından olan tiyatronun bulunduğu bina 1825 yılında yapıldı. 2005 yılında tiyatro binası 3 yıllık tadilata alındı. Bolşoy Tiyatro’da sahne alan ünlü bale ve opera sanatçıları arasında Galina Ulanova, Maya Plisetskaya, Mihail Barışnikov, Vladimir Vasilyev, Maris Liepa, Fyodor Şalyapin, Sergey Lemeşev, Galina Vişnevskaya, İrina Arhipova sayılabilir. Bu yazı 'Yusuf Nuraydın' tarafından hazırlanmıştır. Fotoğraflar:Akif İrez
Görüntüleme sayısı: 9861
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |